Clint Eastwood’un son filmi Yenilmez, hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Güney Afrika başkanı seçilen Nelson Mandela’nın daha önce yalnızca beyazların desteklediği Güney Afrika rugby takımı Sprinbok’ları kullanarak nasıl ülkesinde barış ve beraberliği yaymaya başladığını, ülkeyi tek bir bütün olarak bir araya nasıl getirdiğini anlatıyor. Film, hem bir politik ve düşünsel reform stratejisi olarak ilgi çekici, hem sporun birleştirici gücünü vurguluyor, hem de çağımızın aydın bir hümanistinin özlü bir portresi olarak dikkat çekiyor.
Yenilmez, Eastwood’dan yine insanlığı eşitlik ve hoşgörüye davet eden ilham verici bir öykü, bir anlamda bir hayat dersi. Film tam da ‘ders’ denebilecek birçok sahneyle dolu. Morgan Freeman’ın konuşması, duruşu, gülümseyişi ve tüm sıcak enerjisiyle ustalıkla canlandırdığı Mandela ne zaman perdeye gelse adeta hayatı nasıl algılayıp nasıl yaşamak gerektiğiyle ilgili alçakgönüllü olduğu kadar da unutulmaz birer ders alıyoruz. Öyle ki, Mandela’nın başkanlık sürecinin tamamındaki tüm tepkileri ve kararlarına şahit olabilmek istiyoruz.
Mandela’nın bu dersvari söylemlerini aktaran sahneler dizisi aynı zamanda ister istemez filme bir monotonluk getiriyor. Her ne kadar halkın, Mandela’nın siyah-beyaz güvenlik görevlilerinin ve rugby takımı kaptanı ve oyuncularının arasında geçen diyaloglar da çatışma halindeki bir ülkenin iç mekanizmalarına ışık tutsa da, Mandela’nın verdiği bir dersle derhal görüş birliğine varılan tartışmasız tartışmalar şaşırtmacasız ve dümdüz bir filmin göstergeleri. Tüm karakterlerin ortak bir yolda birleştiği ütopik bir Hollywood filmi olarak Yenilmez, yer yer kendini tekrar eden bayat birlik beraberlik görüntülerine sahne oluyor maalesef.
Filmin demode öykücülüğü ve akışına ek olarak Freeman ve Matt Damon’dan da ders kitaplarında öğretilecek cinsten sağlam ve fakat alışageldiğimiz performanslar geliyor. Özellikle Freeman’ın kariyerinde belli ki önemli bir yeri olacak bu rol oyuncunun en çok parladığı performanslarından biri.
Günümüz sinemasında klasik bir sinema anlatıcılığını asla sıkmadan ve hala ilham verebilen bir üslupla uygulayabilen ender yönetmenlerden olan Eastwood, Yenilmez’de de insanın zaman zaman boğazını düğümleyip zaman zaman coşkulandıran bir film ortaya çıkarmış. Film, Mandela’nın tüm hayatındansa yaşamının kolektif mesajını veren kısa bir süreci ele almasıyla örnek bir biyografi ve Mandela’yı anlatan filmler arasında da parlayacak bir inci. İzlediğinize hiç pişman olmayacağınız bir film. İyi seyirler...
Selin Sevinç