Prenses bir kurbağayı öper; kurbağa yakışıklı bir prense dönüşür; prens ve prenses evlenip sonsuza dek mutlu yaşarlar. Prenses ve Kurbağa bu klasik peri masalını birçok anlamda tersyüz ediyor. Sözü edilen bir prenses değil, geçici olarak prenses kıyafetleri giymiş zenci bir garson kız; kurbağayı zorla öptüğünde kurbağa prense dönüşeceğine prenses kurbağaya dönüşüyor; iki birbirinden ve hayattan hoşnutsuz kurbağa mutlu mesut yaşamak şöyle dursun yeniden insan bedenlerine kavuşmak uzun ve zorlu bir maceraya atılıyorlar.
Üstelik Disney tüm bunları eski moda el çizimi bir animasyon tekniğiyle günümüzün animasyon teknolojisine arkasını dönerek yapıyor. New Orleans’ta cazımtırak müzikler eşliğinde geçen öykü, hayatta aslında nelerin önemli olduğunu yalnızca çocuklara salık vermiyor, yetişkinler için de üstü kapalı bir dikkat bayrağı çekiyor.
Prenses ve Kurbağa, cumartesi ve pazar sabahları çocukları televizyon başına toplayan Disney çizgi filmleri kadar yalın ve yakın. Müzikleri ve içtenlikleriyle nostalji dozunu daha bir artıran karakterleriyle görülmeye değer. İyi seyirler...
Selin Sevinç