Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?
Gözlerindeki Sır
H II: Katliam
Ödül Peşinde
Kapımdaki Casus
Siyah Beyaz
Tek Başına Bir Adam
Genç Victoria
Kosmos
9
Rec 2
Astro Boy
Salgın
Denizden Gelen (Zeytin Dalı)
Bal
Beş Şehir
Şark Oyunları
Aşkın Yaşı Yok
İki Babalık
Cehenneme 2 Adım
En Mutlu Olduğum Yer
Son İstasyon
Rina
Dr. Parnassus
Titanların Savaşı
Min Dit
Herkes mi Aldatır?
Ay
Uzaklara Gidelim
Kutu
Aşka Yolculuk
Serseri Mayınlar
Çok Filim Hareketler Bunlar
Özel Kuvvetler
Sevgili John
Köprüdekiler
Kara Köpekler Havlarken
Büşra
Dersimiz Atatürk
Zindan Adası
Çılgın Kalp
Acı Bir Hayat Öyküsü
Parlak Yıldız
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları
Yüreğine Sor
Ay Lav Yu
Alis Harikalar Diyarında
Vampir İmparatorluğu
Ses
Eşrefpaşalılar
 
 
 
 
 
 
Orijinal Adı : Shutter Island
Yönetmen : Martin Scorsese
Senaryo : Laeta Kalogridis (senaryo); Dennis Lehane (roman)
Oyuncular : Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo, Ben Kingsley, Michelle Williams, Max von Sydow, Emily Mortimer, Patricia Clarkson, Jackie Earle Haley, Ted Levine, John Carroll Lynch...
Yapım Evi : Paramount Pictures
Ülke : ABD
Dil : İngilizce
Süre : 138’
Tür : Dram / Gerilim / Esrarengiz
Gösterim Tarihi : 12.03.2010
Ayrıntılı Künye İçin : IMDb
  Resmi Site
  Fragman
 

Boston’dan feribotla bir adaya doğru hareket eden iki polis müdürü, Teddy ve Chuck, adada bulunan psikiyatri hastanesinden kaçan tehlikeli bir akıl hastasını bulmakla görevlidir. Üç çocuğunu öldürmekten suçlu olan hasta Rachel Solando’nun esrarengiz kaçışını çözmek, bir kasırgayla sarsılan küçücük bir adada tek başına bir kadını bulmak sanıldığından daha zordur.
 
Zamanla Teddy’nin adadaki bu görevi üstlenmesi için farklı motivasyonları olduğu ortaya çıkar. Üstelik hastane yetkilileri ve devletin de, hastanenin hastalar üzerinde uyguladığı deneyleri araştırmak niyetinde olan Teddy’i adaya çekmekte farklı amaçları olabilir. Teddy kendi karısının ölümünü aydınlatmak ve hastanenin iç yüzünü ortaya çıkarmak için, kime güvenebileceğini bilmeden, dış dünyayla tamamen kopuk bir adada müthiş bir mücadele vermek zorundadır.
 
Martin Scorsese’nin Köstebek’ten sonraki ilk kurmaca uzun metraj filmi Zindan Adası, yönetmenin nostaljik bir stil ve anlatıcılığı benimsediği enfes bir tür filmi. Dramatik iç ve dış çatışmaları bu kadar derin ve zengin, gerilim dozu bu kadar yüksek, olay örgüsü ve tonu bu denli esrarengiz ve sürükleyici bir filmle sık sık karşılaşmıyoruz. Karşılaşsak bile bunun Scorsese’ye özgü yumuşak, özgüvenli ve olgun bir sinema dili eşliğinde, üstelik mükemmel bir sinematografi, prodüksiyon, kostüm, ses ve müzik tasarımıyla özenle paketlenerek sunulmuş halini göremiyoruz.
 
Zindan Adası tam bir görsel, işitsel, zihinsel şölen ve de sinemanın ve bir insan öyküsünün -ki tüm psikolojik, politik, estetik elementleriyle örülmüş- rastlanabilecek en bütünlüklü ve kudretli yansımalarından biri. Adanın dehşet verici bir kasırganın kurbanı tekinsiz atmosferine karşılık Teddy’nin iç dünyasındaki büyüyen çalkantılar bizi filmin trajik sonuna götürürken, Teddy’nin yaşadığı çıkmazla yüzde yüz empati kuruyor; aynı paranoyalar, korkular ve çaresizliği derinden hissediyoruz.
 
Scorsese Teddy’nin öyküsü aracılığıyla adeta bizi dünyada süregiden korkunç bir tabloya tanık ediyor, ve bunun bir insan için daha da feci neticelerine ikna ediyor; sonra da aniden bizi inandırdığı bu karanlık kuyudan filmin başından beri kendimizle özdeşleştirdiğimiz ana karakterini sorumlu tutarak bizi filmin ta ilk dakikasından itibaren tamamını sorgulattıran bir labirente geri gönderiyor.
 
Elbette Scorsese-DiCaprio birlikteliği yine harikalar yaratmış. DiCaprio kendisinden duygusal ve fiziksel olarak belli ki çok şeyler alıp götüren bir senaryoyu adım adım arşınlamış ve eksiksiz bir portre çıkarmış ortaya. Mark Ruffalo da değeri filmin sonunda anlaşılan hoşluklarla işlemiş performansını. Ben Kingsley, Max von Sydow, Patricia Clarkson, Jackie Earle Haley, Emily Mortimer ve Michelle Williams da kusursuz bir kadronun her biri solo sahnelerinde bile parlamayı başaran değerli parçaları.
 
İçeriği; estetiği; tematik ve sembolik açılımları; iç içe geçmiş flashbackleri ve rüya / halüsinasyon sekanslarıyla alabildiğine yoğun ve kalın bir anlamlar zinciri olan film, her nasılsa hiçbir zaman itmiyor, bıktırmıyor, yormuyor. Tersine yaklaşık 140 dakikalık süresine rağmen derhal filmi baştan izleme ihtiyacı uyandırıyor. Çözmeye çalışmaktan ve tüm detaylarını tekrar tekrar bir araya getirmekten bıkmayacağınız tadına duyulmaz bir bulmaca; tek kelimeyle ‘tam’ bir film. Kaçırmayın!
 
Selin Sevinç

 
 
 
cemil tüyloğlu ( 09.04.2010 20:11:36 )
Sinema dünyasının artık efsanesi haline gelmiş büyük yönetmeni Martin Scorsese’in elinden çıkmış yine harika bir film.
Filmin başından itibarenki görsellik ve atmosfer o kadar güzel işlenmişki,gerçek anlamda Martin Scorsese’in farkını ortaya koyuyor.
Hikaye daha önce başka filmlerde işlendi veya buna benzer filmler izledik diyebilirsiniz.Ama bu hikayeyi bu kadar kaliteli bir şekilde izlemişmisinizdir acaba.Sonuna geldiğinizde bile hala bir şüpheyle bakıyorsunuz.Teddy karakteriyle beraber düşünüp içinizde onunla beraber mücadele ediyorsunuz ama sonunda sizde pes edip boyun eğiyorsunuz.
Film her yönüyle çok iyiydi.Bu yılın ilk kaliteli filminide izlemiş olduk.
Birde Scorsese’in her filminde olduğu gibi sağlam karakterlerine Teddy’de ekleyebiliriz.DiCaprio başta olmak üzere bütün oyuncalar çok başarılıydı.Kaçırılmayacak sağlam bir film.
 
 
 
 
 
 
 
copyright 2007 © FilmButik
Tüm Hakları Saklıdır
Ana Sayfa   Vizyondakiler   Yakinda   Haberler   Kisa Kisa   Arsiv   Kütüphane   FilmButik
 
.